“Mükemmel” Mümkün mü?

Yüz formu ve güzelliği hakkında yıllardır yapılan araştırmalar, eğer “ideal bir yüz” varsa, bunun
yinelenen temalara dayalı bir matematik yapı olduğunu gösteriyor.

Gerçek güzelliği derinlemesine inceledikçe güzelliğin arttığını fark ediyorsunuz. Yapay güzellikte ise
bu durumun tam tersi yaşanıyor…

Çekici güzelliğe sahip bir yüzde iki ideal özellik karşımıza çıkıyor: Simetri ve Harmoni

Simetri, bir eksen etrafında parça veya parçaların ayna görüntüsü olarak tanımlanabilir. Tüm hesaplamalar güzel bir yüzün en azından dikey bir eksen etrafında simetrik olduğunu belirler..

Harmoniyi, yinelenen temalar olarak tanımlayabiliriz. Araştırmacılar yüzün harmonisini yüzün şekil veya formlarının tekrarlanan daire, oval, üçgen, kare, eğriler ve açılar gibi geometrik temalara borçlu olduğunu söylüyor. Bazı araştırmacılar ise bunu yüzdeki matematiksel ilişkilere bağlıyor. Ne yazık ki bu temaların hiçbiri güzel olarak tanımlanan yüzlerde, tekrarlanabilir veya tekrar üretilebilir formatta bir tutarlılıkta değil. Yüzler de simetrik değil zaten. Ve bu da çok güzel…

Yüzün bir tarafı dar, bir tarafı geniştir. Yüzün iki tarafından sadece birini seçip, yüzün bir yarısı ile üretilen iki sağ veya iki sol yüzden (aynada yansıma etkisi) oluşturulan yüz, ideal güzelliği vermez. Doğal bir yüzde güzel bir harmoni harmanı söz konusudur. Bu uyum “tam”a yaklaşan bir simetriyle yakalanır. Yüzde yüz simetri ideal güzeli yaratmaz..

Bunu son yıllarda çok sorguladım. Ve çözüm sürecinde büyük yol katettim. İdeal oranlara sahip yüzü ararken beynimde yüzlerce denklem devreye giriyor. Sonuçta iç sesimin onayladığı harmoniyi uyguluyorum. İç sesim aslında beynimdeki matematiksel üretimin sonucu.. Evrensel oranlar sayesinde yüzdeki çekiciliği yeniden yapılandırabiliyorum. Evrenin ilahi oranı (altın oran) hayatımızın her alanında biz farkında olsak da, olmasak da karşımıza çıkmıyor mu?

Dünyanın en iyi doktorları “güzel” olanı farklı şekillerde formüle etmeye çalışıyor. Yılların deneyim ve
birikimi bir yana, ben de bu formülü gözümün ayarı, elimin mahareti, beynimin matematiği ve
kalbimin ışığı ile buldum. Araştırma ve geliştirmenin sonu yok. Her yeni keşif, her minik ayrıntı, boyut ve anlam katmaya devam edecek.