Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Kavramını Anlamak…

Latince “plasticus” sözcüğü   “plastiğe şekil veren” anlamını taşır. “Reconstruction” kelimesi ise “hasar görmüş bir yapıyı yeniden inşa etmek” anlamına gelir. Plastik doku olarak kabul edilmiştir. Tam adı “Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi” olan tıp alanını sadece Estetik Cerrahi olarak algılamamak gerekir. Plastik cerrahi, doğuştan veya sonradan ortaya çıkan sorunları düzeltir, estetik görünümü ve buna bağlı ruh sağlığı etkilenmiş kişinin yaşamına destek olur.

Plastik cerrahi ameliyatları, vücudun herhangi bir bölgesi veya organı ile sınırlı olmayıp, saçlı deriden ayak tırnağına kadar vücudun tüm bölgelerinde uygulanabilir. Plastik cerrahi ameliyatlarında genellikle kişinin kendi dokularından yararlanılır, gereğinde onarım için güvenirliği kanıtlanmış silikon ve benzeri maddeler tedavi için kullanılır.

Görünümü bozulmuş ya da fonksiyonunu kaybetmiş bir organı temel cerrahi prensipler çerçevesinde başarıyla onaran Hipokrat yemini etmiş tıp doktorlarını sihirbaz olarak görmemek gerekir. Ancak operasyonlarını gerçekleştirirken deneyim ve yaratıcılıklarını ortaya koyarak çalıştıklarından onları birer sanatçı olarak değerlendirmemiz pekala mümkün.

Plastik cerrahi sadece fiziksel ve estetik görünüşü değil, gerekliyse fonksiyonları da iyileştirmeye çalışır. “Kozmetik ya da Estetik” ve “Rekonstrüktif” işlemler birbirinden ayrılamaz. Vaka her açıdan değerlendirilir. Plastik cerrah sanatçı gözüyle yaklaşır ve yaratıcılık özelliği de kendini bu noktada gösterir.

Plastik cerrahide hasta bir bütün olarak ele alınır. Sebep ne olursa olsun, mevcut estetik görünüm ve anatomik bozukluklarının rekonstrüksiyonu yapılırken, uygulanacak ameliyatın nihai hedefi  göz önünde tutulur. Sadece estetik kaygılarla ameliyat talep eden kişilerin psikolojik durumları da dikkatle gözlemlenir.

İster rekonstrüktif ister estetik amaçlı olsun, plastik cerrahide uygulanan ameliyatlar oldukça geniş kapsamlıdır. Deri, deri altı, kas ve kemik dokularını etkileyen değişikliklerin, kayıpların onarımı, eksik doku ve organların tamamlanması, görünüm ya da fonksiyon bozukluğuna yol açan fazla dokuların uzaklaştırılması için plastik cerrahi ameliyatları uygulanır. Hedef, vücudun fonksiyon ve estetik bütünlüğünün sağlanmasıdır.

Yaşlanmaya ve güneş ışığı etkisine bağlı sorunlar, estetik bir sorun gibi görünmekle birlikte, çoğu zaman onarım gerektirir. Örneğin, gözkapağı sarkıklığını düzeltmeye yönelik ameliyat, görmeyi sağlamak ve dolayısıyla gözü kurtarmak amacıyla yapılır.

Yüz felcinde ise dış görünüm yanında, yüzdeki dengeyi sağlamak, mimik kaslarına fonksiyon kazandırmak amacı ile bir seri ameliyatlar yapılır.

Genetik, hormonal değişiklikler ya da bazı hastalıklarla oluşan büyük ve sarkık memeler sırt ve boyun ağrılarına neden olabilir, kamburluğa yol açabilirler. Sütyeninin askıları  kol sinirlerine baskı yapmasından dolayı kolda uyuşmalar yaşanabilir. Meme küçültme ameliyatı ile bütün bu sorunlar aşılabileceği gibi, doğal ve estetik bir görünüm de kazandırılır.

Kanserli memesi alınmış kadınların en büyük yardımcıları estetik cerrahlardır. Yeniden meme yapılması estetik bir ameliyat değil, kaybedilen bir organın yerine konmasını sağlayan rekonstrüktif ameliyattır.

Okul çağındaki çocuklarda ağır psikolojik sorunlara neden olabilen “kepçe kulak deformitesi” de, estetik cerrahi ile düzeltilebilir ve çocuğun günlük yaşamına iç huzuru ile devam etmesi sağlanır. Arkadaşlarının alay konusu olmaz. Özgüven sorunu ortadan kalkar.

Estetik cerrahi mucize yaratmaz, plastik cerrahlar sihirbaz değildir. Temel cerrahi tıp prensiplerini uygulayan, insan psikolojisini bilen tıp adamlarıdır. Ancak, yaratıcılıklarını devreye sokup önemli değişimler yarattıklarından sanatçı olduklarını rahatlıkla düşünebiliriz. Fark yaratan, cerrahın yaratıcılığıdır.