Botoks çok sevildi

Gençlik arayışı insanlık tarihi ka­dar eski ve belki de bizim kuşak­tan itibaren en şanslı olduğumuz dönemlere ulaşıyoruz. Yüzümüzün üst bölümünü botoks kurtarıyor, alt kısmın­da ise dolgular imdadımıza yetişiyor. Op.Dr.Semih Gök ile gençliğe dönüş yolcu­luğumuzda botoks ve dolgu işlemlerin­den başlayarak hasta-hekim ilişkilerine kadar uzanıyoruz…

Botoks çok sevildi
Dr. Semih Gök; botoks için ilk kez gelen kişilere uygulama yaparken notlar alarak hangi noktalara botoks yaptığını kaydediyor. Bu sayede, sonraki uygulamalarda ikinci kez botoks yapmasına gerek kalmıyor. Bir hafta sonra kontrole çağırdığında sonuçları da kayıtlara geçiriyor, mutsuz olduğu nokta varsa müdahele ediyor.
Sonraki uygulamalar için yeni bir plan çıkarıyor; çünkü diyor ki, “Güvenerek gittiğiniz doktoru değiştirmeyin ve botoks uygulamalarına o doktorla devam edin.”
Ama botoks yaptıracağınız doktorun eğjitimli ve deneyimli olması, dozu çok iyi ayarlayabilmesi gerekjyor; ayrıca çıkabilecek olası sorunlara karşı deneyimli olması da bu mucizevi uygulama için şart! Botoks, üst yüzün genç görünmesi için ideal bir uygulama.

gevşeterek kırışıkların oluşmasına izin vermeyen bir madde ile yapılıyor ve bu madde küçük dozlar halinde adalenin belli noktalarına zerkediliyor. Bu doz fazla olduğunda yüzün üst bölümü donuklaşıyor. Önemli bir nokta daha: Kişinin yaşam biçimi ve yaptığı işle ilgili olarak mimiklerini kullanması gerekiyorsa, kırışıklar ortadan kaldırılmalı ancak tamamen bloke olmamalıdır. Botoks aslında masum bir uygulama ama bazı kaprisleri de olabiliyor. Botoks ile ilgili akla gelebilecek soruların yanıtını aldık dokrorumuzdan…

Yapıldıkça süre uzuyor…
“Bu doğru! Hem süre uzuyor, hem de siz artık alnınızı kırıştırmamayı öğreniyorsunuz. Bir anlamda kendi mimiklerinizi terbiye ediyorsunuz. Zira mimiklerimizi kullanmanın kırışıklarla ilgisi var. Botoks ile alın hareketinde azalma oluyor, artık derin çizgiler oluşturulamıyor. Siz de alnınızı kırıştırmadan, kaşlarınızı eskisi gibi çatmadan konuşma şekline adapte oluyorsunuz.”

Kaş arası kırışığı…
“İki kaş arasındaki kaslar kasıldığında ortada birleşerek kaş arası kırışığını oluşturuyor. Bu kasa botoks enjekte edilerek adale gevşetilip kaş arası kırışık yumuşatılır. Dolayısıyla boroks iki kaş arasındaki derin kırışığı açıyor. Ama bazı kişilerde bu kırışık çok derin oluyor. Bu durumda ya birkaç botoks yaptırması gerekiyor ya da. botoks ardından hyalüronik asitle doldurulduğunda anında orada dolgunluk sağlanarak kırışık tamamen yok oluyor.”

Kaşların ya da göz kapaklarının düşmesi…
“Botoks kaşları ya da göz kapaklarını düşürür mü? Bu sadece yanlış uygulama sonucunda ender olarak ortaya çıkabilir. Kaşların üzerinden geçen frontal kasa dokunulursa kaslar düşer. Göz küresinin içine uzanarak göz kapağını hareket ettiren kasa botoks yaparsanız o zaman da göz kapağı düşer. Ancak ülkemizde hiçbir hekim asla oraya girmez botoks uygulamasında. Zaten biz kaşın altındaki bölgeye de uygulamayı yasaklıyoruz. Kaş altındaki bölgeye dokunulması sorun yaratır.”

Alt göz kapağında ödem: “Botoks uygulamasında alt göz kapağının çok iç kısımlarına girilirse ödemle karşılaşılabiliyor. Çünkü buradaki lenf drenajı bozulabiliyor ve ödem oluşuyor. Birkaç haftada düzene giriyor.”

Kaş kaldırma: “Kaş kaldırma ihtiyacı, zamanla ve yaşla göz üzerindeki deri gevşemesi sonucunda gözkapağının göz üstüne sarkınasından kaynaklanıyor. Botoks bu yığılmayı da hafifletiyor. Ancak yığılmayı istendiği kadar hafifletmek için kaş gereğinden fazla yukarıya çekildiğinde, kaş üzerinde kırışıklığa yol açıyor. Kaş ne kadar botoksla kaldırılırsa kaşın hemen üstünde o denli derin çizgiler oluşacaktır. Bu kırışıkların oluşmasını önlemek için kaş makul bir oranda kaldırılmalı. Ama göz kapağı gerçekten düşükse, en iyi yol önce cerrahi müdahele ile üst kapağın yükünü azaltmak, ardından da botoks yapmaktır.”

Gerginlik: “Botoks yapıldıktan sonra bazı kişilerde bir hafta kadar alında gerginlik hissedilebiliyor. Bu da bizim Akdenizli olarak beden dilini çok kullanmamızdan kaynaklanıyor. Özellikle çok mimik yapanlar botoksun kendilerini sınırlayıcı etkisini yadırgıyorlar. Ancak bu da ender görülen bir şey.”

Perlane ve ötesi…
Perlane’in kalıcılık süresi daha uzun, vücuttan atılma periyodu 18 ay. Ayrıca bir de etki mekanizması var bu ürünün: Üç ay sonra kapasitesinin yarısını kaybediyor, ancak kaybettiği hacimde su çekiyor. Altı ay sonra geriye kalan % 50 de bir yarısını daha kaybediyor ve yine kaybettiği hacimde su çekiyor. Kendisi küçülse hatta kaybolsa bile yerine su çekerek dolgunluk sağlamaya devam ediyor. Bu da en azından 6 ay boyunca insanların net mutluluk yaşamasını sağlıyor. Sonra giderek volümü azalmaya başlıyor. Bu ürünlerin yeni varyasyonları üzerinde çalışmalar da sürdürülüyor ve yakında etkinlik süresi 2 yıla uzanan yeni ürünler Çıkarılacak.

Ve dolgular…
“Cildin gençliğinde önemli rolü olan iki madde var: Kolajen ve hyalüronik asit. Cildin elastikiyetini sağlayan kolajen, derm tabakasının % 80’nini oluşturuyor. Hyalüronik asit ise bağ dokusunun ara maddesi, yani her şeyin içinde yüzdüğü bir ara madde ve sünger gibi suyu tutma özelliği de var. Belli bir yaştan itibaren ikisi de azalmaya başladığında kırışıklar kendini gösteriyor. Bu durumlarda dolgu maddeleri, yüzün alt bölümündeki yaşlılık izlerini ortadan kaldırmak için ideaL.”

Hangi dolgu…
“İki tip dolgu maddesi var: Biri kişinin kendi malzemesi; yani kendi yağı veya kolajeni, diğeri de hayvansal ya da laboratuar kökenli dolgu maddeleri. Kişinin kendi yağı ya da bağ dokusunun kullanılmasında yapılan ameliyatlardan kalan deri parçalarından yararlanılıyor. Cildin altındaki bağ dokusundan elde edilen daha konsantre maddelerin dolgularda kalıcılığı daha yüksek. Bunlar özellikle gülme çizgilerinde ve yanak bölgesinde dolgu maddesi olarak kullanılıyor.”
“Dolgularda kullanılan hyalüronik asit horoz ibiğinden elde edilen oldukça masum bir dolgu maddesi. Sığırdan elde edilen kolaj en ise, insan kolajenine benziyor ama birkaç proteinde farklılık gösterdiği için alerji testi gerektiriyor.”

Laboratuar çiçekleri…
“Son yıllarda laboratuar kökenli hyalüronik asit kullanımı yaygınlaştı. İskandinav ülkelerinin bir şeker türevinden (polysaccharide) laboratuar koşullarında ürettikleri hyalüronik asit kullanılıyor. Hiçbir organik yönünün olmaması ve şeker molekülünden geliştirilmesi alerji riskini sıfırladığı için tercih ediliyor. Ülkemizde genelolarak Restylan ve daha konsantre olan Perlane doktorların tercihi.”

Dokuların yer değiştirmesi…
Doktorumuzun önerisi: “Ben estetik cerrah olarak daha erken yaşlardan başlayan tanışıklıklar istiyorum, insanları küçük adımlarla yönlendirmek için. Benim önerim, herhangi bir cerrahi veya radikal yaklaşım olmaksızın cilt bakımı, güneşten korunma ve yaşam biçimiyle yıpranmayı ertelemek… Çünkü biliyoruz ki cilt altında yağ dokusu, bağ dokusu ve bir miktar .da kas dokusu var ve belli yaşlardan başlayarak cildin içersindeki kolajen segmentleri elastikiyetini kaybediyor, lifler gevşemeye başlıyor. Deri boyu uzayınca dokular, yani cildi iten yağ dokusu yer değiştiriyor ve sarkma meydana geliyor. Elmacik kemiğinin ve çene bölgesinin altına doğru yer değiştiren yağ dokusunu o bölgeden alabiliyoruz, yani liposuction yapıyoruz. Bu bölgeler yağın ağırlığından kurtulduğu zaman toparlanıyorlar. Lokal aneztezi altında ağrısız bir teknik kullanıyoruz. Ancak deri toparlanmasının yaş sınırı var. Orta yaş Sınırında bu sarkmalar kiloya ve genetik yapıya bağlı olabilir. 30’lu yaşlarda bu uygulama ile mükemmel sonuç alınıyor. Ama 45 ‘lerde elastikiyet kaybı biraz daha artmış olacak. Yüzdeki sarkma yağ dokusuyla ilgiliyse bu uygulamanın yararı var. Cildin elastikiyet kaybından kaynaklanıyorsa cerrahi müdahale gerekiyor. Ama sarkmayla birlikte yağ dolgunluğu da varsa, o bölgeden aldığımız yağlarla; çene, gülme üstü ve gıdı bölgesi sarkmalarını bir ölçüde azaltabiliriz. Daha sonta elmacık kemik bölgesine, belki bir miktar daha yağ dokusu veya başka dokular da ekleyerek geri iade ederiz. Bunu yüz germe ameliyatı ile birleştirdiğimizde 20’li yaşlardaki o dolgun tatlı ovali yakalayabiliriz. Yani belli yaşlarda, 50’lerden sonra lifting ile cilt gerginleştirildiğinde yüze bir miktar dolgunluk verilmesinde genç görünüm açısından yarar var.”