Estetikte Estetik Kaygılar!

Estetikte Estetik Kaygılar!

İnsanın ameliyatla görünümünü değiştirmesi çok önemli bir karar. Estetik cerrahi, son yıllardaki yeniliklerle birlikte, insana bu konuda nerdeyse kurulan hayal sınırlarında olanak tanıyor. Ancak, bu işin sonunda başka biri ya da garip bir uzaylı yaratık gibi görünmek de mümkün.

Neredeyse 80 yaşında, bebek yüzüne sahip yaşlı kadınlar Nişantaşı’nın göbeğine inmiş uzay aracından boşalmış androidler gibi ortalarda dolaşıyor. Hayır, yanlış anlamayın. Aslında ne uzaylılara ne de bebek yüzlülere karşıyım. Sadece, yüzü aşırı gerilmekten balonlaşmış ve kırışık bir boyun üzerinde donu donuk bakan yaşlılar korkutuyor beni. Ne büyük annelikleri kalmış ne kadınlıkları… onlar artık başka bir klanın garip varlıkları. Bir de televizyon kadınları çok korkutucu. Burunlar hokka, dudaklar silikonla şişirilmiş, gereken yerlere gerekli müdahaleler yapılarak gördüğümüz yerde tanıyabileceğimiz o sahte yüz çıkmış ortaya… bu yüz, artık pek çok kişinin kullanmak istediği bir maske. Estetik bir cerraha gidip, ağzınızı burnunuzu dağıtıp toparlattırabilir, kaportanızı yenileyebilir, eğer cesaretiniz varsa yepyeni biri olarak çıkabilirsiniz ortaya. Ama mucize değişimlerin sonunda aynada br yabancıyla karşılaşmaya gücünüz var mı? ben zaten benden başka herkesi beğenirim diyorsanız sorun yok.

Estetik cerrah Semih Gök, kendisini “muhafazakar bir cerrah” olarak tanımladığı için dikkatimi çekti. Bu alandaki muhafazakarlığı ise onu yenilikçi yapıyor. Çünkü, moda eğilimlerinin yerine, doğal armoniyi kullanmaktan yana bir tavrı var. Gök ile estetiğin estetiğini konuştuk:

-Neden estetik?
Organizmamız ve ruhsal yapımız sürekli değişiyor. Doğal sürecimizde, yaşlanmak ve ölüm var ve bunu kabul etmek oldukça güç. Fiziki bedenimiz, doğup, gelişip, üstün özelliklerini kazandıktan sonra, hızla kazandıklarını kaybetmeye başlıyor. Şöyle düşünün; Duvarda bir mozaik tablo var ve tablo zaman geçtikçe dökülmeye, renkleri silinmeye başlıyor. Ama siz onu her zaman aynı canlılık ve parlaklığıyla görmek istiyorsunuz. İnsan kendisini de benzer bir şekilde, eski gücünü ve güzelliğini gösteren bir yansımaylagöstermek istiyor.

-Diyelim, ölüm korkusu, cinsel açıdan seçilen olma isteği besliyor bunu… estetik ameliyat bu konuda bir çözüm mü? Yüzdeki ya da bedendeki yenilenme insana aradığı enerjiyi ve mutluluğu veriyor mu?
İnsan nazik ve özel bir varlık. Bu nedenle değişimle ilgili bir talebi iyi anlamak ve iyi çözümlemek için hastamızla özel bir süreç yaşıyoruz. Birbirimizi tanıyıp, belirli bir uyumu yakalayıp, birbirimizi algılamayı başardıktan sonra, verilecek kararın ne olması gerektiğini, bu kararın hastanın ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamayacağını, geçireceği fiziksel değişimin ona ne kadar yararlı olabileceğini görmeye başlıyoruz. Bazen, bu hastayı ameliyat etmemeliyim diyebilirim. Beyniniz doneleri tartıyor, inanılmaz bir denklem olarak çözüyor, size bir his olarak aktarıyor ve diyorsunuz ki bu hastayı ameliyat edersem, bazı problemleri olabilir. Böyle bir aşamada, kendi beynimin ruhsal yapıyı algılamakta yetersiz olduğunu hissediyorsam destek almak zorundayım. Ve bu desteği bana verecek olan insan bir psikolog ya da psikiyatrist. Hatta bir konsültasyon ekibi kurarak doğru kararın verilmesi gerekiyor. Fiziksel güzellik, ruhsal güzelliği mutlaka etkiliyor. Ama hayattaki mutluluğunu, tatmin duygusunu sadece fiziksel güzellikte arıyorsa, burada mutlaka bir yanlış var demektir.

-Ameliyat ruhsal sorunları çözebiliyor mu?
Eğer ruhsal alt yapı belirli bir kararlılığa sahipse, mutluluk açısından, hayata bağlılık açısındanbelirli bir gücü varsa ve sadece belli noktalarda yardım aldığında daha murlu olduğunu hissediyorlarsa sorun çözücü olabilir. Estetik cerrahi tamamlayıcı, destekleyici bir etki yaratıyor. Bazen çok büyük takıntılar, kompleksler estetik cerrahiyle çözülebiliyor. Sorunu kabul ettirmeye yönelik psikoterapi seansları, kimyasal ilaç desteğinden çok daha olumlu bir etki yaratıyor. Cerrahi yöntemle kendisine ruhsal sorun yaratan nedenden kurtulan hastalar, kalan hayatını çok daha mutlu yaşayabiliyor.

-Estetik cerrahide gerçekten önemli başarılar yakalandı ama insan ne kadar hayal kurmalı?
Bazen gerçekleri istediğimiz gibi görüp, kendi kendimizi kandırıyoruz. Hastama yapacağım katkı benim için mutluluk ve gurur kaynağı. Ancak, hastanın sağlığını bozacak bir girişim, isterse çok estetik bir sonuç doğursun, bence düşünülmemeli bile. Ne yapacağımıza karar verirken, animasyon hazırlayıp, anatomik dengelerine uygun bir öneri sunarak sonuç konusunu düşünmesini sağlıyoruz. Karşimdaki insanın beklentileri benim yapabileceğimin üzerinde ise, ona ulaşabileceği gerçekle karşı karşıya gelme şansını sunarak, hayallerinin boyutunu sınırlamasını sağlıyorum. Ve her zaman biraz kötümser bir doktor olmayı tercih ediyorum. Çünkü, ulaşacağım çok daha güzel bir nokta olduğunu bildiğim halde, hastama onun biraz daha altını sunuyorum. Hastam bir basamak üstüne çıktığında mutlu olsun. Ağzınızdan çıkan her kelime çok tehlikeli ve dikkatli sarf etmeniz gerekiyor. Ona yapabileceğinizin ötesinde çok küçük bir umut bile vermemeniz gerekiyor.

-Yüzüne ya da bedenine hiç uymayan bir taleple geldiğinde sizin tavrınız ne oluyor?
O insanlar, öncelikle, kendilerini var olan anatomik yapılarıyla kabul etmeyi başaramamış insanlar. Hep idolleri olmuş ve dergiden fırlamış bir takım hedefler seçmişler kendilerine. Kendilerini tamamen değiştirecek hayallere kapılmışlar. Önce reddedici olmamak, anlayışlı ve hoş görülü olmak gerekir. Bu insanlara kendi anatomileri açısından bazı şeylerin uygun olup olmadığını kavratmak lazım. Düşündükleri şeylerden, esinlenilebilir ama temel olan kendi yüzleri, kend, kemik ve kas yapılarıdır. Bunun üzerinde mutlaka değişiklikler söz konusu olabilir ama farklı ve mükemmel güzelliği oluşturamaz. Estetik normlar içinde size hoş gelmeyen parçalar bir araya gelir ve çok çekici bir kadın oluşturabilir.

-Size değişmek için gelen birine sahip olduklarını kavratmaya çalışır mısınız?
Yardım edebiliriz. Fikrimin onlar için önemli olduğunu düşünüyorum. Hiçbir zaman karşımdaki insana ameliyat etme fikriyle yaklaşmadım. İşim ve yaşadığım dünya arasında bir perde var. İşime başladığımda ve birisi benden talepte bulunduğunda düşünmeye başlarım. Yoksa düşünmüyorum ve kurgulamıyorum. Ben, pek çok enteresan burunu beğenip, dokunulmaması gerektiğini düşünüyorum. Muhafazakar bir estetik cerrah olduğumu düşünüyorum. Bazen o kusurlu parça okadar çok yakışıyor ki ona, onu değiştirip, çok hoş bir burun verdiğinizde eski karizmatik yapısı gidiyor. Orada değiştirmemek gerektiğine inanıyorum. Zaman içinde tecrübem arttıkça, doğanın insana verdiği harmoniyi bozmadan, bazı noktaları bilerek bırakarak, küçük rötuşlar yapmak gerektiğini düşünüyorum. Elmacık kemiklerinin, dudakların, burnun bir noktası size batıyor olabilir. Ama yapacağınız ufacık bir dokunuşla düzeltebilecekken, büyük bir değişiklik yapmanın gerkmediğini düşünüyorum. Bu tür operasyonların sosyal açıdan kabul görmesi çok önemli. Hiç sevmediğim şey, doğal görünmediğinin söylenmesi.

-Hastalarınızın hissettiklerini merak eder misiniz?
Merak ederim elbette. Mesela botoks yaptırdım. O görüntü nasıl bir his veriyor? Yapılırken insan kendisini nasıl hissediyor? Bu benim için çok önemli bir nokta. Bir insanı değiştiriyorsam, kendimi onların yerine koymeye çalışırım. Onu değiştirdiğinizde, çevresinden gelen tepkiler banada yansıyor. Onu öyle hoş bir kıvamda değiştirmeli, tazelemeli, gençleştirmelisiniz ki, arkadaşları ve çevresi ona hep olumlu tepkiler vermeli. Çok sevdiği bir arkadaşına artık bakamama hissi ya da kendine yakın hissetmeme duyguları yaşamamalı insanlar. Sadece arkadaşını daha taze, daha hoş görmeli ama eski halinden de koparmamalı.

-Aşırı gerilmiş ve bebek yüzlere sahip ihtiyarlar çoğaldı. Oysa ben çocukken severdim yaşlıları. Onların torunları nasıl düşünüyordur acaba?
Bana estetik bağımlılık yaparmı diye sormuştunuz. Estetik, kişiyi yıpratmadan, yormadan, çok büyük acılar yaşatmadan, doğru ellerde uygulamalarla yapılacak pek çok şeyin olduğu bir alan. Eğer, bir noktada bir takım değişiklikler yapmaya başlamışsanız, değişikliklerin devam etmesi çok kolay ve mümkün. Ekibine güvenen hastanın, güveni artacak ve devam edecek. Dediğiniz şeyle ilişkilendirirsek, estetik ameliyatlar genç yaşta yapılmalı bence. Bu periyod esnasında gerekiyorsa, anatomik bozukluklar çok erken yaşlarda düzeltilmeli ve ileri yaşlarda büyük değişiklikler yaratmadan küçük dokunuşlarla müdahale edilmeli. Fakat, hiçbir şekilde destek almadan, 60 yaşına gelmiş birine yapılacak müdahale radikal olacak ve hızlı bir değişime yol açacaktır. Bunun tolore edilmesi ve adaptasyon süreci çok daha zor. Bu noktada cerrahın, terazinin dengelerini iyi tartması gerekiyor. Bu kadar çok şeyi yaparsam, hastam bu değişimi yaşarsa tazelenmiş biri mi olacak yoksa yeni biri mi olacak? Size baskı yapan, büyük talepleri olan bir hastanız varsa çok çok zor.

-Beldeki yağlanmanın alınması kalp riskini de azaltabilir mi?
genç yaştasınız ve normalden fazla bir yükünüz var. Bunlar vücudunuzda kat be kat artarak büyüyecekler. Aşırı ağırlık taşımak zorundasınız, kalbiniz kan pompalamak için aşırı çalışmak zorunda. Akciğeriniz ekstra çalışmak zorunda. Taşımak zorunda kaldığınız ve ihtiyacınız olmayan bir yükü taşımak için çok daha fazla mesai yapacak kalbiniz. Oysa fazla mesaiye hiç gerek yok. Bütün bunlar bedenimizde bir yorgunluk yaratır. Ve bunlardan kurtulduğunuz zamana daha sağlıklı olmayı başarabileceksiniz. Sağlıklı insan için bel çevresindeki yağlanma çok önemlidir. Bu oran çok önemli bir şekilde değişime uğrayacaktır. Vücudunuzdaki total yağ birikimi oran ciddi bir biçimde azalınca, sağlığınızda da olumlu bir değişim olacaktır.

-“Dövüş Kulübü filminde, alınan yağlardan sabun üretiliyordu. Yağlar gerçekten bir işe yarayabilir mi? Yedek parça olarak mesela…
Yağ, rutin olarak kullandığımız bir malzeme. Dolgu maddesi olarak kullanıyoruz. Bu öyle bir boyuta gidiyor ki, deri üretilerek, yanıkların kapatılmasında kullanılmaya başlandı. Kişinin kendisinden alınan bağ dokusu materyalleri üretilmeye ve nakledilmeye yönelik çalışmalar var. Burada önemli olan üretimin aynı genetik şifreyle yapılarak, dokunun reddinin engellenmesi. Şöyle bir hayalim var: 10 sene sonra, genetik alanındaki buluşlarla birlikte çok büyük bir patlama yaşayacağız. Tam anlamıyla bir yedek parça sistemi oluşturulacak. Böyle bir geleceğe doğru gidiyoruz aslında. Yüz nakilleri yapıldı. Bir takım problemleri olsa da bu yolda ilerleniyor. Çok yakın bir zamanda, birtakım buluşlara gebe.

-Güzel nedir?
Hangisi güzeldir, hangi zamana göre güzeldir. Doğada çirkin köpek güzel köpek diye bir şey olamaz. Güzeli, estetik felsefe açısından, sujenin yani insanın, algıladığı objeyi, kendi kültür birikimi ile yorumladıktan sonra, oluşturduğu algılama seviyesidir. Siz bir şeyi görüyorsunuz, kendi birikimlerinizin süzgecinden geçirip güzel diyorsunuz. Aslında bu sizin kültür evreniz.

-Ama tek televizyon, tek kaynağa dönüştükçe güzellik algısı da değişiyor mu?
Şimdi evrensel güzellikten söz ediliyor. Insanlar kültür olarak daha fazla birbirlerinden etkilenmeye başlıyor. Birbirimizin yaşadıklarına yaklaşıp, benzer şeyleri tüketiyoruz. Bir süre sonra, tek tip bir düzene doğru gidiyoruz. Buradan, tek tip insan da çıkabilir. Estetik cerrahi, bir tek kalıbı görmekten rahatsız oluyorsunuz ya, oraya doğru gidebilir. Çünkü aynı görüntüler ve aynı yönelimler benzer insan tiplerine doğru yöneltiyor.

Tektipleşme ve Gençleşme İsteği
İçimizde var olan her şeyi değiştirme, değişme arzusu bir araya geliyor ve görüntüsel bir moda başlıyor. Bir zamanlar Yunan burnu güzel kabul ediliyordu. Mısır’daki resimlere bakın, orada duvar resimlerindeki kişiler güzel kabul ediliyordu. Şimdi dikkatimi çeken bir şey var. Yeni nesil, doğal olarak, hoşuma giden bir tarzda güzelleşiyor. Belki bu değişim genetik harmoninin, çevre faktörlerinin, beslenmenin getirdiği yeni bir tarz yaratıyor. Bu tarza giderken, bu tarza benzemeyen daha eski kuşaklar da bu tarza benzeme isteği duyuyor. Hem geçmişe dönük hallerini yakalamak, hem de yeni kuşağın özelliklerine yaklaşmak istiyorlar.

Emekliliğe Estetik!
Estetik cerrah Semih Gök, sanıldığının aksine, estetiğin sadece güzelleşmek amacıyla yaptırılmadığını düşünüyor. Gök’e göre aktif hayattan kopmamak için estetik yaptıranlar da sanıldığından çok. Gök, şöyle anlatıyor: ‘‘Üst düzey yöneticinin estetik yaptırması farklı bir şey. Hayatını işine adamış, bilgi birikimi üst noktalara ulaşmış, tecrübesiyle en avantajlı dönemini yaşayan, çok güçlü, dinamik ve akıllı biri, bulunduğu konumda en az 10 sene daha çalışabilecekken, çevresi onun yaşlandığını düşünüyor. Hem ruhsal, hem de bedensel sağlığı iyi durumda, ama dış görüntüsü ve ifadesi onu yaşlı gösteriyor. O insana, hayatının gelecek olan 10 yılı için yardım etmek zorundasınız. Bu yaptığınız yardım onun erken emekli olmasını engelleyecek, çalışma şevkini arttıracak ve hayatını uzatacak aslında. Çünkü biz emekli olduğumuz zaman ölüyoruz. Bazı insanlar ölüyor. Emekli olsak bile çalışmaya devam etmek zorundayız. İnsan yaşamı uzadı. 60’larında bitmiyor. 79’lar, 80’leri görmeye başladık, inşallah 100’leri de göreceğiz ve ileri yaş toplumu olmaya başlayacağız.